Bilinmeyen Yönleri ve Sırlarıyla SON ÜÇ PEYGAMBER – Ergun Candan

Bilinmeyen Yönleri ve Sırlarıyla SON ÜÇ PEYGAMBER – Ergun Candan

Ağustos 29, 2019 0 Yazar: senemozkan

http://www.senemozkan.com/cocuklugumdan-gelen/ yazısında güzel bir kitap okuduğumu söylemiştim. İşte o kitap, bu kitap 🙂

Sınır Ötesi Yayınları- Ergun Candan olunca harika bir kitap demeye gerek bile yok galiba… Ama yine de söyleyeceğim, herkesin okumasını tavsiye ettiğim harika bir kitap 🙂

Din konusuna biraz soğuk bakan biri olarak, kitabın beni çok etkilediğini söylemeliyim öncelikle. Çocukluğumdan beri derinlerde bir yerde bildiğim ve dinlerle ilgili olarak “bu işte bir yanlışlık var” hissimi destekler bilgiler içeren muhteşem bir kitap. 

Ergun Candan bu konulardaki bilgisini, birikimini o kadar güzel sunmuş ki okuyucuya.

Yazarın Gizli Sırlar Öğretisi kitabının devamı niteliğinde bu kitap. Yani onda verilen bilgilerin üzerine yenileri eklenmiş. Onun için öncelikle Gizli Sırlar Öğretisi’nin okunması tavsiye edilmiş. Çok yerinde bir tavsiye bence de. Zaten kitabın birçok sayfasında Gizli Sırlar Öğretisi’ne atıf yapılmış. Bazı konularda detaylı bilginin kitapta yer aldığı sayfalar dipnot olarak verilmiş. Bu kitapla ilgili yazı da burada http://www.senemozkan.com/gizli-sirlar-ogretisi-ergun-candan/ Belki göz atarsınız 🙂

Sınır Ötesi yayınları kurulduktan sonra yayınladığı ikinci kitap Bilinmeyen Yönleri ve Sırlarıyla Son Üç Peygamber. Yayınlanmak için 19 yıl beklendiği bilgisi var ilk sayfalarında. 2000’li yıllara girilirken, derlenen bu bilgilerin artık paylaşılma zamanının geldiği düşünülmüş ve 1999 yılında ilk baskısını yapmış kitap.

Kitap hazırlanırken 7 temel araştırma alanından yararlanılmış. 

Dinler, 

Felsefi Çalışmalar ve Filozoflar, 

Mitolojiler, 

Ezoterizm, 

Spiritüalizm, 

Parapsikoloji, 

Ufoloji.

Yani olaylara tek bir yönden bakmak yerine, farklı kaynaklardan ulaşılan ve doğruluğu bu farklı kaynaklarca onaylanmış bilgiler yer alıyor kitapta. 

Kitabın en hoşuma giden yönü, cesareti oldu. Dinler bugün bile, üzerine yorum yapılması bazı kesimlerce kabul edilmeyen bir konuyken, bundan 20 sene önce Dinler Tarihine ışık tutacak bu bilgilerin derlenmesi ve bir kitapta toplanması gerçekten ayakta alkışlanmayı hak ediyor diye düşünüyorum. Bu güne kadar okuduğum en cesur kitaplardan biri diyebilirim.

Gelelim kitabın anlattıklarına… Kitap adından da anlaşılacağı üzere son üç peygamberi, yani Hz. Musa, Hz. İsa ve Hz. Muhammed’i anlatıyor. Bize adlarını duyurdukları günlere gelene kadar yaşadıkları, o dönem bulundukları coğrafyaların koşulları, verdikleri mücadeleler, yaşadıkları güçlükler etkileyici bir biçimde yer bulmuş kitapta.

İlk bölüm Hz. Musa’ya ayrılmış. Mısır ve II. Ramses dönemi yani Musa’nın çocukluğunun geçtiği Mısır anlatılmış. Hz.Musa’nın İsis İnisiyasyonundan geçtiği ve Osiris rahipliğine kadar yükselip buradaki inisiyasyonunu tamamladığını okuyoruz kitabın ilk sayfalarında. Sonrasında yaşadığı bir olay sebebiyle Mısır’dan ayrılmak zorunda kalması ve ardından Musa adını almasını sağlayan süreç anlatılıyor (Musa “kurtulmuş” anlamına geliyormuş bu arada). Ve sonrasında da peygamberlik döneminin başlaması geliyor. 

Musa’nın hem Mısır’daki inisiyasyonu sırasında, hem de Mısır’dan ayrılmasından sonra Yetro’nun Elohim Mabedi’nde edindiği bilgilerle Tevrat’ın ilk bölümü olan Tekvin’in oluşmaya başladığını öğreniyoruz. Ve böylece sırlar bilgisini perdeleyerek insanlığa aktarma görevi de başlamış oluyor Musa’nın. Bu bölümlerde anlatılan şu konu önemli bence, insanlığın verilecek bilgilere hazır olmadığının bilincinde olup, bunları sonraki nesillere aktarma görevinin üstü örtülü bir şekilde ve şifreli bir dille yapılması hedeflenmiş. Bu hedefin insanlığın aşağı iniş sürecinin bilinciyle yapılması çok önemli diye düşünüyorum. Bu sadece Musa’ya özel bir durum değil bu arada, İsa ve Muhammed peygamberler de konunun bilincinde olarak, aldıkları bilgileri insanlığa üstü kapalı bir dille ve sembollerle bezeyerek sunmuşlar. 

Tevrat, sadece Musa’nın Mısır inisiyasyonu ve Elohim Mabedi bilgileriyle çıkan bir kitap değil bu arada. Yaşanan uzun bir vahiy mekanizması da var tabi ki, bunu da belirtelim. 

Kitapta olaylar anlatılırken, bu olayların Tevrat’ta geçtiği bölümlerden örneklere de yer verilmiş.  

Ve Hz. İsa’ya gelindiğinde, onun doğumundan itibaren görevinin belli olması sebebiyle korunup, kollandığı, Göksel Mekanizma ve Eseniler’in el ele vererek onu görevine hazırlama süreci bu bölümde  detaylı olarak anlatılan konulardan bazıları. 

İsa’nın gelişini haber veren Vaftizci Yahya, İsa’nın küçük gruplara yapmaya başladığı konuşmalar, kimse için tehlike olarak görülmeyen bu adamın çevresindeki kalabalığın yavaş yavaş artması, havarilerini oluşturması ve beklenen günler geldiğinde Ferisilerle mücadelesi.. Hepsi adım adım anlatılmış. 

Bunları okuduğumda, o günlerde verilen mücadele, çevrilen oyunlara karşı girilen uyanık olma savaşı beni gerçekten düşündürdü. Peygamberler geldiğinde ortamın hazır olduğunu, herkesin onları beklediğini ve söyleyeceklerini büyük topluluklara hemen anlatıp, kabul ettirdiklerini mi düşünüyordum acaba? Belki evet.. Ama durum hiç böyle değilmiş. 

Anlatılan bir olayı örnek olarak vermek istiyorum mesela.. 

İsa’nın artık konuşmalarında mesih olduğunu açıkça söylediği, Ferisilerle girişilen mücadelede iplerin iyice gerildiği, karşılıklı hakaretlerin havada uçuştuğu bir dönem. Ferisiler İsa’yı kafirlikle suçluyor, İsa ise onlara ikiyüzlüler, münafıklar diye hitap etmeye başlamış. Ve onunla başa çıkamayacaklarını algılayan Ferisiler sinsice bir plan kuruyor. İsa’yı içine şeytan kaçmış bir büyücü olarak suçlamaya karar veriyorlar. Bunu yaydıktan sonra planın ikinci aşaması ise, şahitlerle onun Musa’nın yasasına yani o günün dini normlarına ters düşecek sözler söylemesini sağlayıp,  dine küfretmiş olarak göstermek ve yargılanıp mahkum edilmesini sağlamak. 

Ve planın ilk aşaması uygulamaya alınıyor. İsa’nın, içine şeytan girmiş bir büyücü olduğu dedikoduları yayılmaya başlıyor. Ve hemen arkasından planın 2. aşaması için bir fırsat yakalanıyor. İsa’nın mabette çevresinde halkla bulunduğu bir sırada, zina suçuyla yakalan bir kadın getiriliyor. Ve İsa’ya soruyorlar, “Muallim, bu kadın zina işlemekte iken tutuldu. Bu gibilerin taşlanmasını Musa şeriatte  bize emretmiştir. Sen ne dersin? İsa’yı suçlu çıkarmak için kendisini deneyerek bunu dediler.”  (Yuhanna, Bab: 83/3-5) 

Ve Hz. İsa şu cevabı verdi: “Kadının üzerine ilk taşı, içinizden hiç günah işlememiş olanınız atsın!…”

Bu cevabı öyle bir etki meydana getirdi ki, herkes şaşkın şaşkın birbirine bakmaya başladı. Ve ilk taşı atacak kimse aralarından çıkmıyordu… (s.137)

Böylece verdiği ustaca cevapla kendisi aleyhinde oynanmak istenen oyunu bozmuş oluyordu İsa.. 

Bu olay böyle sonuçlansa da, onun içine şeytan kaçmış bir büyücü olduğu dedikoduları halk arasında hızla yayılmaya devam ediyor ve bulduğu destek ise gözle görülür bir şekilde azalıyordu. Sürekli yer değiştirilen bir hayat, halkın geri çekilen desteği, ölüm tehdidi ve halka açık vaaz veremeyecek duruma gelmiş bir İsa…  

Ve sonunda da hepimizin bildiği çarmıhla noktalanan bir İsa hayatı kısaca böyle özetlenmiş kitapta. 

Halkın bu kadar kolay kandırılabilmesi sonucu İsa’ya olan desteğin geri çekilmesi, bilgisizlik ve cahilliğin insanları getirdiği son noktada söylenen “Baba onları bağışla, çünkü ne yaptıklarını bilmiyorlar” sözü yine kitapta yer alan etkileyici bölümlerden biri bence… (s.156)

Bu konularla ilgilenenlerin başka kaynaklarda da bolca karşılaşacağı, çarmıha gerilme sonrası İsa’nın ölüp ölmediği, ne kadar yaşadığı, öldü denilmesine rağmen onun ölmediğini gösteren kanıtlar, onu görenlerin şahitlikleri, İsa’nın farklı bir isimle hayatına devam edişi tezleri de kitapta yer bulmuş. 

Bu konuda Kur’an-ı Kerim ise şöyle demiş:

“Oysa onu öldürmediler ve asmadılar, fakat onlara öyle göründü. Ayrılığa düştükleri şeyde doğrusu şüphededirler, bu husustaki bilgileri ancak sanıya uymaktan ibarettir. Kesin olarak onu öldürmediler” (Nisa, 4/156-158)

Yüzyıllardır üzerinde konuşulan bu konu, konuşulmaya devam edecek gibi duruyor. Özellikle de, İsa peygamberin çarmıha gerildiği sırada bedeniyle göğe yükseldiği ve kıyamette bedeniyle geri döneceği inancı düşünüldüğünde tersi bir iddianın, Hristiyanlık alemi için  rahatsız ediciliği daha da net görülebilir. 

Ve son olarak Hz. Muhammed dönemi yer almış kitapta. 

Hz. Muhammed’in diğer iki peygamberden en büyük farkı herhangi bir inisiyatik eğitimden geçmemiş olması. Çocukluğundan itibaren yine Evrensel İdare Mekanizması tarafından korunmuş ve belli dönemlerde yapılan müdahalelerle görevine hazırlanmış tabi. Ticaretle uğraşan Muhammed’in özellikle 35-40 yaş döneminde, yaşadıkları sebebiyle günlük hayattan uzaklaşması, geçirdiği değişim, Hira Dağı’nda tek başına geçirdiği zamanlar, parapsişik yeteneklerinin gelişmesi ve bu gelişim sırasında yaşadığı kafa karışıklığı kitapta yer alan konular.  

Muhammed dönemi, Mekke’de başlayan, Medine’ye göç ile devam eden bir süreç. Medine’de onu bekleyen zorluklar, Medine’nin nüfus artışının da etkisiyle sosyal hayatta yaşanan sorunlar ve durumun daha da kötüleşmemesi için katı düzenlemeler yapılması ihtiyacı, vahiy mekanizmasının burada devreye girmesi ve Kuran’ın sosyal hayatı düzenleme konusundaki desteği de anlatılanlar arasında. 

Burada Kuran’ın ayetlerinin 2 gruptan oluşturduğu bilgisi yer alıyor kitapta.

  1. Ruhsal, kozmik ve varoluşla ilgili bilgiler içeren sembolik kapalı ayetler (Daha çok Mekke’de gelen ve Kuran’ın yaklaşık 3/4’ünü oluşturan kısım)
  2. Toplum içinde düzenin sağlanmasına yönelik ahlaki ve idari yönetime dayalı kuralları içeren sembolik olmayan açık ayetler (Daha çok Medine’de gelen ve Kuran’ın yaklaşık 1/4’ünü oluşturan kısım). 

600’lü yılların Medinesi’ne gelen sosyal hayat kurallarını, 2000’lere uyarlamaya çalışınca uymaması pek de şaşılası bir durum olmuyor böyle bakılınca 🙂

Ve bence kitabın en önemli ve güzel bölümlerinden biri; Ezoterik Bilgiler Işığında, Kur’an-ı Kerim’deki Temel Semboller ve Temel Kavramlar. 

Burada, 10 tane kavram incelenmiş.

  1. Tek Tanrı ve Allah İnancı
  2. Melekler, Cebrail ve Evrensel İdare Mekanizması
  3. Ahiret Hayatı, Cennet-Cehennem
  4. Kıyamet
  5. Miraç
  6. Hac
  7. Kurban
  8. Namaz
  9. İnsanın Gelişimi, Din, İbadet
  10. Şeytan

Kitabın yaklaşık 60 sayfası bu bölüme ayrılmış. Ve dini kavramların ve ritüellerin genel uygulama bulduğu şeklinden daha derin anlamları olduğuna inananlardansanız en azından bu bölümü okumanızı tavsiye ederim. 

Kurbanın hayvan katliamı olmadığı, 

Namazın günlük dünya işlerinden kısa bir süre uzaklaşılarak yapılan bir meditasyon olduğu, 

Haccın turistik gezi olmadığı, 

Kıyametin dünyanın yerle bir olduğu tufandan bağımsız farklı bir kavram olduğu gibi pek çok konu yer alıyor bu bölümde. 

Ve bir kere daha gösteriyor ki, bizim hatamız,  3/4’ ü yorumlanabilir bilgilerden oluşan bir kitabı kendi yorumumuzu katmadan, başkalarının yorumlarına güvenerek uygulamaya çalışmamız.  

Kitabın tümüne bakarsak, dinlerin mucize olarak nitelendirdiği tüm olaylar, parapsikolojik uygulamalarla açıklanabilmekte diyor bize Ergun Candan. 

Yaşar nuri Öztürk’ün “Peygamberlerin göstermiş oldukları mucizelerin altında, Telepati, Telekinezi, Durugörü gibi ve buna benzer parapsikolojik yeteneklerin sergilenmesi yatar. Bunlar parapsikolojik fenomenlerdir.” Yorumu da eklenmiş kitaba, farklı bir ağızdan çıkan destekleyici bir ifade olarak. 

Yazı çok uzun oldu farkındayım 🙂 Ama kitap o kadar dolu ki, günlerdir yaz-sil, yaz-sil ancak bu kadar kısaltabildim 🙂

Umarım bir şeyler uyandırabilmişimdir kitapla ve verdiği hissiyatla ilgili. 

Bilgiye aşık biri olarak, bu kitap mutlaka okunmalı diyorum son olarak 🙂

Işıkla kalın…