Birkaç Tavsiye

Eylül 6, 2019 0 Yazar: senemozkan

Korkulardan kurtulmak ve sevgiyi arttırmak dedik dün. 

Nasıl bırakacağız peki korkularımızı? Nasıl arttıracağız sevgiyi hayatımızda..

İşte ufak dokunuşlarla hayatınızda büyük değişiklik yapabileceğiniz 4 alan….

1. Ne izliyorsunuz?

Çok önemli bir konu. Çünkü izlemek dediğimiz şeyin içinde görmek dışında, duymak da var. Yani iki duyumuza birden hitap ediyor. Televizyonunuz açık olduğunda hem seyrediyor, hem dinliyorsunuz. Ve oradan aldıklarınızın etkisi de katlanıyor. 

  • Haber mi seyrediyorsunuz mesela. Amacınız çok masumca biliyorum. Türkiye’de neler oluyor, dünyada durum nedir, siyaset, döviz vs. bir sürü konu var takip etmeniz gereken değil mi?

HAYIR YOK. Bunların hiç biri olmadan da yaşanabiliyor. İnanın çok daha huzurlu yaşanıyor hem de. 

Hangi siyasetçinin o gün nerede olduğunu, ne söylediğini öğrenmeseniz de geceniz aynen devam edebiliyor.

Siz dövizin o günkü durumunu takip etmediniz diye, Türkiye piyasalarında ani bir hareket görülmüyor 🙂

Düşünsenize, bundan 50 yıl önce anne babalarımızın evlerinde televizyon yoktu.

Eğer duymanız gereken çok çok önemli bir şey olursa birileri mutlaka söylüyor, merak etmeyin 🙂

  • Gergin bir günün sonunda oturdunuz evinizde, uzun zamandır film seyretmedim dediniz ve aradınız taradınız internetten yüksek puanlı bir film buldunuz. Başladınız seyretmeye.  Gerginliğinize gerginlik katacak bir film seçmeyin.O günün üstüne gülmeye ihtiyacınız varsa, komedi bir film seçin. Bol kahkahayla bitirin gününüzü

Gece kâbus görüp uyanmış çocuğunuzun yanına gittiğinizde onu sakinleştirmek için korkunç bir hikâye anlatır mısınız?  O zaman gün içinde stresle yeterince gerilmiş vücudunuza daha fazla stres yüklemeyin izlediklerinizle. Onu rahatlatacak şeyler tercih edin. Çocuğunuza davranır gibi davranın ona 🙂 Özenle ve şefkatle. 

2. Ne okuyorsunuz?

  • Gazete mi okuyorsunuz her gün? Okumayın.. Televizyonda haber seyretmekten hiçbir farkı yok. Eskiden 3.sayfa haberlerini alırdık uzak durulması gerekenler arasına, artık gazetenin tamamından uzak durun. Köşe yazıları da dahil… Karamsarlığınıza karamsarlık katmaya, korkuları körüklemeye, “ah ah, vah vah” psikolojisine girmeye gerek yok.. 
  • Kitap okuyun gazete yerine. Keyifli anlarınızı arttıracak, sizi günün stresinden, yorgunluğundan uzaklaştırıp, faydasını göreceğiniz kitaplardan bahsediyorum. Tarih mi seviyorsunuz, tarih okuyun. Farklı ülke kültürleri mi ilginizi çeken, onu okuyun. Yemek yapmayı mı seviyorsunuz, alın yemek kitabı okuyun. Ama sizi besleyecek kitaplar seçin. Öğrenme becerinizi canlı tutun böylece. Öğrenmek varsa hayatınızda, kendiniz besleyebiliyorsanız kendinizi, sizi motive edecek materyallerin farkındaysanız hayat inanın ki çok daha kolay oluyor. 

Bu arada kitap dedim ama siz isterseniz teknolojiyi kullanın e-kitap okuyun, ya da uzatın ayaklarınızı rahat bir mekanda açın telefonunuzu/bilgisayarınızı… Her yerde okuyun 🙂

3. Ne konuşuyorsunuz?

Evet bu da çok ama çok önemli bence.. 

Gün içinde neler konuşuyorsunuz, kendinizi dinler misiniz hiç? Yoksa konuşursunuz ama kendi kulağınıza gelmez mi sözleriniz? Duyun kendinizi. 

  • Sözlerimiz hayata bakışımızı, duruşumuzu gösteriyor diye düşünüyorum. Biriyle karşılaştığımda, konuştuğu konulardan onunla ilgili tahminlerde bulunurum. Şikayet mi ediyor mesela sürekli? Beğenmiyor mu hiçbir şeyi? Yoksa kabulde mi?

Bir cafe’de insanların sipariş verme tarzlarından, gelen siparişi masalarına kabul etme şekillerinden büyük oranda anlarsınız hayata bakışlarını. Uyum içindeler mi, yoksa bir çekişme, kavga durumu mu var sürekli.  

Kendinize de bakın bu gözle. Neler çıkıyor ağzınızdan ve havaya karışıyor. Verdiğiniz neyse aldığınız da o oluyor. Dikkat edin onun için verdiğinize. 

  • Sadece sizin söyledikleriniz değil çevrenizdeki insanların da söylediklerine dikkat edin. Onlarla aynı havayı soluduklarınız neyse, siz de ona dönüşüyorsunuz kısmen. En azından ortamın kokusu sizin üstünüze de siniyor. Onun için dedikodu, yargılama, olumsuz konuşmalar olan gruplardan, dünyaya karamsar bakanlardan kaçının.

Size de olmuştur mutlaka. Karamsar bir arkadaşınızla buluşursunuz, Gayet keyifli başlayan gününüz üstünüze kara bir bulut çökmüş gibi biter. Ya da dinlediğiniz hüzünlü bir şarkı bile modunuzu düşürür. Ne gerek var. İyi varken kötüyü tercih etmek niye?

4. Ne düşünüyorsunuz?

Her gün zihnimizden yaklaşık 60.000 düşünce geçiyor. Bunların büyük bir kısmı negatif. Negatif düşünmeye meyilli varlıklarız yani. 

O zaman hepimizin ortak bir ödevi var insanlık olarak. Negatif düşünceleri azaltıp, pozitifleri arttırmak. Mutluluk, mutluluk diye ortada gezerken bize mutluluk getirecek en önemli adımın düşüncelerimiz olduğunun farkında mıyız?

Ne gittiğiniz alışveriş, ne yediğiniz yemek, ne çıktığınız tatil… hiç birinin kalıcılığı yok. Yapıyorsunuz, bitiyor ve etkisi geçiyor. Ama olumlu düşünceleri hayat tarzınız haline getirdiğinizde evinizde, ofisinizde, her gün bindiğiniz metroda yakalayabiliyorsunuz güzellikleri. Dışarıdan bir tetikleyiciye ihtiyacınız kalmıyor. Kendi ilacınız kendiniz oluyorsunuz…

  • Gün içinde düşüncelerinizin farkına varmaya çalışın. 

Düşüncelerinizin  ne kadarı geçmişte yaşadığınız olumsuz hatıralar mesela? Uğradığınız haksızlıklar, çektiğiniz zorluklar, hakkınızda yapılan dedikodular, değersizlik hissinizi arttıran anılar.. Bugününüzden ne kadar çalıyorlar?

Geçmişi düşünmek, bugün benzer olayları tekrar yaşamamaya hizmet ediyorsa kabul edilebilir belki, ama bunun bile bir dozajı var diye düşünüyorum. Bu sınırı aşıp, olumsuz tecrübeleri kendinize tekrar tekrar yaşatmak, kininizi/öfkenizi canlı tutmak noktasına geliyorsa, burada değiştirilmesi gereken bir durum oluyor. Bugününüzü geçmişe satıyorsunuz çünkü. Ve bu da neresinden bakarsanız bakın bugünü boşa harcamak anlamına geliyor. 

  • Olumsuz düşündüğünüzü fark ettiğiniz her an çıkın o düşünceden. 

Yerine hemen olumlu bir düşünce getirin aklınıza. 

Bunu yaptıkça farkındalığınız artacak ve düşüncelerinizi takip edebilmeye başlayacaksınız. 

Ve tekrarlayan bu hareketiniz alışkanlık haline gelecek zamanla. 

  • Düşüncelerinizin değişmesi hayata bakışınızı da değiştirecek. 

Olumsuzluklar yerine, güzellikler bulmaya başlayacaksınız yaşadıklarınızda. Eskiden işkence gelen yerler, insanlar ders alacağınız öğretmenler haline gelecek. Belki şükredeceksiniz bugününüze, hayata bakışınıza. 

Ve en önemlisi olumlu düşünmeye başlamanız karanlık bir odada ışık yakmaya benzeyecek. Orası aydınlandığında, kararmaya başlasa bile tekrar, ışığı yakmanın tek bir hamleye bakacağını bilip bunun rahatlığıyla geçireceksiniz bugününüzü. 

Evet bunlar hayatımda uygulamaya çalıştığım kurallarım, bakış açılarım. Çok faydasını gördüğümü düşünüyorum kendi adıma. Çünkü aynı hayatı yaşadığım, aynı yerlerde gezdiğim, aynı yemekleri yediğim insanların huzursuzluğunu, endişelerini, umutsuzluğunu, olumsuz bakışlarını görüyorum hayatlarına… Aynı dünyada yaşıyoruz nasıl böyle görüyorsun diyorlar belki, ama bilmiyorlar ki aynı dünyada yaşamıyoruz aslında 🙂 Benim yarattığım dünyam bol keyif, huzur, sağlık, bereket, sevgi, tat ve renkle dolu. Şükürler olsun 🙂

Herkesin dünyasının bu kadar güzel olması dileğiyle 🙂

Işıkla kalın.