CORONALI GÜNLER

Nisan 4, 2020 0 Yazar: senemozkan

Evet evde 3. hafta bitti. Minimum seviyede dışarı çıkarak yaşanan 3 hafta. Hava izin verdiği sürece ( ki İstanbul’da hava buz gibi son günlerde) balkonda geçirdiğim süreyi saymazsak, dışarı çıkmam sadece markete gitmek anlamına geliyor. Onu da haftada bir’le sınırlandırmış durumdayım.   

Peki nasıl geçiyor günlerim? 

Oğlumun yeni okul düzeni iyice oturdu. Sabah bilgisayar başına geçiyor, kısmen online ders, kısmen de okulunun yüklediği ders videolarından oluşan günlük ders programını takip ediyor. Ders süresinin çoğunu tek başına yönetiyor artık. Ne de olsa 5.sınıf 🙂

Ben 1 haftadır Heal Your Life ekibi olarak başlattığımız gönüllü koçluk görüşmelerimi yapıyorum. Farklı illerden, farklı hayatlardan, corona olmasa belki de yollarımızın pek de kesişme ihtimali olmayan güzel kalplere destek olmaya çalışıyorum. Corona bizi bir araya getirdi onlarla. Bu hayatta hiçbir şeyin tesadüf olmadığına inandığımdan, bu karşılaşmaların da bir sebebi olduğunu biliyorum 🙂

3 hafta sonunda arkadaşlarımla sohbetlerimin özlemi daha da arttı. Ve bu hafta günlük kahve keyfimi dostlarımla, mümkün olduğunca  görüntülü görüşmeler eşliğinde yaptım. Herkesin kendi evinden, mutfağından, salonundan katıldığı görüşmeler bazen birkaçımızı aynı anda bir araya getirdi. Haydi şu saatte hazırlayın kahveleri diye başlayan yazışmalar, hoş sohbetlerle devam etti 🙂

Kitaplarımla kucak kucağayım evde 🙂 Aynı anda 5-10 kitap ortada. Okuduğum yeni kitapların yanında, kitaplığımdaki eski kitapları karıştırıyorum sıkça. Okurken altını çizdiklerime, yanlarına işaretler koyduklarıma göz atmak hoşuma gidiyor. 

Son dönemde ilgimi çeken semboller ve rüyalarla ilgili öğrenmeye devam ediyorum. Hatta online bir eğitim almaya başlıyorum yakın zamanda bu konularla ilgili. Çok heyecanlıyım 🙂 Öğrenmeye, büyümeye devam yani. 

Günlük olarak nefes ve meditasyon çalışmaları yapıyorum. Bir süredir devam ettiğim rutinim, bu dönemde daha da düzene girdi çok şükür. 

Kısaca benim ev günlerim bir hapis havasından çok dinlenme ve keyif aldıklarımla ilgilenme modunda geçiyor 🙂

Ve konuştuğum arkadaşlarımın çoğundan da biliyorum ki, bu molayı değerlendirenler için bu günler ciddi fırsatlar sunuyor. Okunan kitaplar, seyredilen filmler, online eğitimler, meditasyon/dua gibi manevi yönümüzü besleyen aktiviteler, uzun zamandır ertelenen evdeki temizlikler, dolap düzenlemeleri, mutfakta kazanılan yeni beceriler… (son günlerde evde yaptığı ekmeği paylaşanlar arttı ve hepsi muhteşem görünüyor 🙂 ) Tümünden besleniyor ve evriliyoruz dünya olarak. 

Küçücük bir virüs nelere kadir, gösteriyor bize 🙂

Ve virüsün anlattıkları var bana;

  • “Hayatın zannettiğim kadar da kontrolümde olmadığını” söylüyor. Tek bir değişken sebebiyle bütün hayatımı tekrar şekillendirmek zorunda kalabiliyorum. “Ben bunu seviyorum, değiştirmeyeceğim” deme şansım yok. 
  • “Olmazsa olmaz” dediklerimin aslında o kadar da olmazsa olmaz olmadığını anlıyorum. Bazı şeylere yüklediğim değerin hak ettiklerinin çok üstünde olduğunu fark ediyorum. 
  • “En önemlisi sağlık” lafının anlamını belki gerçekten hissediyorum.
  • Hayatımdaki kalabalığın beni hapsettiğini görüyorum. Kalabalık arttıkça (bunu görevler, kişiler, mekanlar, eşyalar… gibi pek çok farklı kategori olarak düşünün lütfen) karmaşanın ve kendimle bağımın kopmasının nasıl doğal olduğunu anlıyorum. 
  • Sadeleşmenin özgürlük olduğunu keşfediyorum. Alınacaklar listem, yapılacaklar listem, gidilecek yerler listelerimin omuzlarıma getirdiği yükü fark ediyorum. 
  • Evimde üstümde eşofmanım, dağınık saçlarım ve makyajsız yüzümle ne kadar sade ve mutlu olduğumu anlıyorum. 

Öğreniyorum kısaca. Her zaman kitaplardan, eğitimlerden öğrenmek gerekmiyor. Bazen de virüsten öğreniyorum 🙂

Işıkla kalın…