HANGİSİNİ SEÇİYORSUNUZ?

HANGİSİNİ SEÇİYORSUNUZ?

Ağustos 8, 2019 0 Yazar: senemozkan

Hayatımızın her an’ı seçimlerimiz. Attığımız her adım, gittiğimiz her yer, iletişim kurduğumuz herkes seçimlerimiz sonucunda bizimle. 

Peki hayata bakarken seçtiğiniz hangisi: KARAMSARLIK mı, İYİMSERLİK mi? 

Bardağın yarısı dolu mu, yoksa yarısı boş mu sizin için? 

Sonuçta ikisi de doğru.. Yarısı boş da deseniz kimse yanlış söylediğinizi iddia edemez, yarısı dolu da…

Peki ikisi de doğruysa, hayata bakışımızla ilgili bu seçimimizin bize getirdiği ne sizce? 

“Bardak boş”la başlayalım… 

Mutlaka yaşamışsınızdır, akşam yatağa yatarsınız ve başlarsınız kendinizce bir senaryoya. “Niye böyle yaptım, niye böyle söyledim, keşke şöyle yapsaydım”la start alıp, düşündükçe karamsarlık boyutu artan, sonunda dünyanın en yapılmayacak şeyini yapmış gibi, tüm aksiliklerin sizi bulacağı bir hikayede bulursunuz kendinizi. Bu işkence sizin kendinizi dövme kabiliyetinize bağlı olarak, sabaha kadar sürebilir. Ya da bir süre senaryonuz içinde boğulur, sonra uyuyakalırsınız. Bana olmuşluğu vardır. 

Böyle günlerde sabah gözümü açtığımda sanki aradan geçen saatler hiç olmamış gibi, düşüncelerim hâlâ uykuya daldığım andaki gibidir. Yorgun, hiç uyumamış gibi hissederim. Yataktan kalkmak bile zor gelir. Sanki o yatakta yatarken ölmüşüm de, üstüme toprak atılmışçasına ağırlık vardır üstümde. 

Bu ruh haliyle devam ederse gün, kendinden beklenen her türlü aksiliği, tersliği de getirir hayatıma. Her gün içtiğim keyifli kahve bile dökülür, sonunda üstümde kahve lekeli bir kıyafetle hiç olmayacak bir anda yer temizlerken bulurum kendimi 🙂

Yani görmeyi tercih ettiğim bardaktaki boşluk, daha da artmak için elinden geleni yapar… 

Karamsarlık ele geçirdiğinde beni, dolu tarafı göremez hale gelirim.. Depresif, korkuları bol, endişeli ruh halimle hayatıma devam etmeye çalışırım. Gücüm artık bende değil, endişelerimde, korkularımdadır. Dünya tehlikelerle doludur ve kimseye güvenilmez bu hayatta…

Gelelim bardak dolu diyenlerin durumuna. 

Buradaki tablo ilkinden oldukça farklıdır. Dolu tarafı görmek hayat tarzım olduğunda, gülümseyecek bir şeyler hep vardır hayatımda. Yaşadığım olumsuz sayılabilecek olaylarda bile güzel bir taraf bulurum. 

Yaşanan gün aynı olmasına rağmen, o yatağa yattığımda peşimi bırakmayan felaket senaryoları yoktur artık. Bunun yerine gün sonunda elimde neler kaldığına odaklanırım. O günün bana getirdiği tecrübeleri görür, yarınki planlarım için yeni bir bakış açısı kazanmanın keyfini yaşarım. Bugün edindiğim tecrübenin bana katacakları doldurur düşüncelerimi. 

Kötü her şey beni bulur hissim kaybolur, kendime acımaktan vazgeçerim. Ben kendi gözümde zavallı olmaktan çıkınca, hayatımın gücü de elimdedir artık. 

Sanki sihirli bir değnek değer hayatıma. Güzellikler artmaya başlar. O bardak daha da dolar. 

Gücü hangi tarafa verirsem, hayatımı ele geçiren de o olur kısacası. Bardak dolu diyenler için o bardak her gün bir öncekinden daha da doludur artık. 

Sabah uyandığımda yaşamak için can attığım harika bir gün beni bekler. Ve o harika günün her dakikasını kıymetini bilerek yaşarım. 

Hayatımın gücü bendedir ve dünya güvenli bir yerdir artık. 

Ne kadar farklı iki dünya değil mi? 🙂

Ben bardağın dolu tarafını görmeyi tercih edenlerdenim. Olumluyu görmek, olumluyu düşünmek, çözülemeyecek hiçbir sorun olmadığına inanmak bana iyi geliyor. Böyle düşününce hayat da daha güzel ilerliyor. Aksilikler yerine mucizeler geliyor hayatıma. Kaşlarımı çatmak yerine, gülümseyerek bakınca hayat da gülümsetmeye devam ediyor beni 🙂

Aslında hayatın bizi üzmek, acılar içinde olmamızı istemek gibi bir durumu yok diye düşünüyorum. Aksine, sınırları zorlarcasına destekliyor bizi. Bize zorluk çıkaran tek şeyse; kendimiziz.. 

Karamsarlık bulutu etrafımızı sardığında, endişelerimiz bizi ele geçirmeye başlıyor. Çevremizde korkularımızı körükleyecek, endişemize endişe katmayı başaracak destekçiler varsa durum daha da kötüleşiyor… Hayatımızdaki yağmur fırtınaya dönüşüyor bir anda, arkadaşlar, aile veya komşulardan da alınan olumsuzluk dalgasıyla. 

Televizyon, gazete gibi sistemler de desteğini veriyor tabi bu konuda. Dünyanın ne kadar kötü, tehlikelerle dolu bir yer olduğu inancımızı güçlendirmek için ellerinden geleni yapıyorlar. Dünya her an bize kötülük yapmak için bekleyen canavarlarla doluymuş gibi bir ruh halinde buluyoruz kendimizi sonunda. 

Hayır..Dünya kötü bir yer değil.. Sistem bizi üzmek, süründürmek üzerine kurulmuş falan değil. Aksine sevgi üzerine kurulu bir sistemin içindeyiz.Görmek istediğimiz ne kadar güzellik varsa, hepsi dünyada mevcut. Bakan göz, hangisini istiyorsa onu görüyor.   

İşte bunun için önemli seçimlerimiz. Yani gerçekten bardağın yarısı boş, yarısı dolu. Ama hangisini görüp, onunla yaşayacağımız bize kalmış. 

Seçimlerinize bakın. Hepimiz sorumlu olduğumuz kendi dünyamızı yönetme gücüne sahibiz. Oraya kimlerin, hangi düşüncelerin girmesine izin verirsek sadece onlar girebiliyor. O televizyonu açmazsak, o gazeteyi okumazsak, bardağı hep boş görenleri belli bir mesafede tutarsak hiç biri hayatımıza sızamıyorlar. 

Çevrenizin sürekli gülen, pozitif insanlarla çevrili olduğunu düşünün. Gülen, hayattan keyif alan, huzurlu insanlar. Aralarında olduklarınız gibi olursunuz bir süre sonra. Kokuları siner üzerinize.. 

Onun için dikkat edin tercihlerinize. Mutlaka biri kendi tarafına çekecekse diğerini, pozitif olan başarılı olsun da karamsarlık bitsin artık. Yüzyıllardır dünyayı saran korku ve endişe gitsin, güven ve huzur gelsin yerine.. 

Ve her zaman kendime söylemeyi sevdiğim 2 olumlama:

Dünya güvenli bir yer. Ben ve sevdiklerim güvendeyiz, şimdi ve her zaman…. 

Ben evrenin sevgili çocuğuyum. Evren beni destekliyor ve tüm bereketini, sevgisini, şifasını üzerime yağdırıyor. 

Ve son olarak, tekrar bakın o bardağa.. Ne mutlu bize ki, YARISI DOLU 🙂

Işıkla kalın…