HAYATINIZDA TUTTUKLARINIZ…

Nisan 30, 2020 0 Yazar: senemozkan

Farkında olmadan yapıyoruz çoğu şeyi. Günlük rutinde tavırlarımız, seçimlerimiz, üzerinde durmadan verdiğimiz kararlar bizi anlatıyor aslında. 

Haydi bugün ufak bir farkındalık çalışması yapalım yine. http://www.senemozkan.com/kucuk-bir-farkindalik-calismasi/ yazıda kendimize davranışlarımızın farkına varmayı hedeflemiştik. Şimdi konumuz başka…

Size bir soru. Evde kullandığınız bir tabak takımınız var. 12 tabaklık bir takım. Ama fark ediyorsunuz ki, birinin kenarında küçük bir kırık var. Olur ya hani, bulaşık makinesine yerleştirirken çarpmış bir şeylere ve kenarından kırılmış hafif. Tabak kullanılabilir durumda ama. Koca bir çatlak yok ya da ortadan ikiye ayrılması gibi bir durumu yok. İşte bu tabaktaki kırığı gördüğünüzde ne yaparsınız? Konumuz bu 🙂

“Aman bir şey olmaz. Kenarında küçücük bir kırık nasılsa” mı olur düşünceniz? Atmanız için tabağın daha büyük bir zarar görmesi, paramparça olması mı gerekir mesela. Ya da kırık da olsa 12 adet tabağım olsun mu dersiniz? Önemli olan kırık değil, elinizdeki takımın tam olması mıdır? “Eksik olmasın da, kırık olsun” düşüncesi mi size uygundur?  

Yoksa kırık işte, takım bozulursa bozulsun der, atar mısınız tabağı? 

İşte bu küçücük kararımız bizim hayata bakışımız, tuttuklarımız, kendimizi lâyık gördüklerimizle ilgili o kadar çok anlam taşıyor ki 🙂

Eğer tabağı tutmayı tercih edenlerdenseniz, genel olarak hayatınızda tutmaya çalıştıklarınıza, “aman gitmesin” dediklerinize dikkat etmenizi öneririm. Eksik olsa da hayatımda kalsın dediğiniz başka neler var acaba? Bunu eşyalar olarak da düşünebilirsiniz, hayatınızda tuttuğunuz hobiler, yaptığınız işler ya da biraz daha ileri gidersek kişilere kadar götürebilirsiniz. Eksik gördüğünüz, varlığının sizi tam olarak mutlu etmediği ama elinizde olmamasını da göze alamadığınız neler/kimler var hayatınızda? 

Yine kalem-kâğıtla çalışalım burada. 

Hayatınızda tuttuğunuz ama eksiklikler barındıran konuları alt alta sıralayın öncelikle. Uzun zamandır dolabınızda duran rengi solmuş bir tişört olsun mesela örneğimiz. Ne giysem diye dolabı açtığınızda gözünüze çarpan, ama “rengi de gitmiş, eskimiş” diye alıp giymediğiniz bir tişört.  

Sonra, her konunun karşısına tutmak için kendinizi nasıl ikna ettiğinizi yazın. O tişörtü görüp, giymemeyi seçerken, dolaptan çıkarıp atamamanızın sebebi nedir yani. “Bir gün lazım olursa ve ihtiyacım varken yerinde bulamazsam” düşüncesi mi,  “arkadaşımın hediyesiydi hatırası var, bana geçirdiğimiz o güzel doğum günümü hatırlatıyor” mu?

Ve son olarak onu saklamanızın arkasındaki duyguyu keşfetmeye çalışın. Dolabı açtığınızı ve onu orada göremediğinizi hayal edin. Kapatın gözünüzü ve hayal edin. O anki hissinizi düşünün. İhtiyacım varken orada yok, ne yapacağım şimdi mi? Çaresizlik mi? Eksiklik mi? Yoksunluk mu? Arkadaşınıza ihanet mi? Nankörlük mü? İhtiyacım varken bulamazsam korkusu mu?

İşte son yazdıklarınız hayatınızı doyasıya yaşamanıza engel olan konularınız, korkularınız, endişeleriniz. Bir anlamda kendinize ihanetleriniz. Çünkü kendinizi daha iyisinden, daha tamından mahrum bırakma sebepleriniz. 

O tişörtü dolabınızda tuttuğunuz her gün, kendinizi yeni bir tişörtten mahrum bırakıyorsunuz. Eski gitmediği sürece yenisi ve daha iyisine yer açılmıyor. Ya da yenisi gelse bile eski-yeni karıştığından yeniyi göremiyor ve yeterince faydalanamıyorsunuz ondan.

Onun için atın eski tişörtlerinizi, kırık tabaklarınızı. Kurtulun çöplerinizden. Yenisi nasılsa gelir. Kırık tabaklarda yemek yemekten, ya da rengi solmuş tişörtlerden daha iyilerini hak ediyorsunuz.

Keşfettiğiniz korku ne ise bu sadece sizin hissiniz, bunu fark edin. Ve üstüne gitme cesaretini gösterin 🙂

Eskiden vazgeçin, hak ettiğiniz yenisi ve tamı gelsin 🙂

Işıkla kalın…