İYİLEŞMEK

Eylül 26, 2019 0 Yazar: senemozkan

Yaşadığımız hiçbir olayın tesadüf olmadığını düşünenlerdenim. Karşıma çıkan her insan, gün içinde yaşadığım her olay, şahit olduklarım, bir kafede otururken yan masama oturmayı seçenler, yan komşum, ailem, arkadaşlarım, karşıma çıkan filmler, kitaplar… aklınıza gelebilecek her şey yani. Tamamının yolculuğumda bana eşlik etmek amacında olduğunu ve büyük bir plan dahilinde yoluma çıktıklarını düşünüyorum. 

“Hiçbir şey tesadüf değildir” düşüncesinde olunca olaylara ve kişilere bakışım da değişiyor. Detaylara takılmak, tahminler ve yargılarla değerlendirme yapıp tezler üretmek ya da işin dedikodusunda olmak yerine “daha derinde ne var acaba bu yaşadığımda” gözüyle bakmaya çalışıyorum. 

Sinirlendiğim biriyle ilgili gündemim bana şunu yaptı, bunu yaptı diye okları ona çevirmek yerine, bana böyle davrandığında ben ne hissettim, bu kadar öfkelenme sebebim ne, bendeki neyi tetikledi gibi noktalar oluyor. 

Artık biliyorum her şeyin benimle ilgili olduğunu. 

Duyduğumda çok beğendiğim bir tanımlama var bununla ilgili. Sağ avucunuzda bir yara olduğunu düşünün. Önünüzde biri duruyor ve siz iki eliniz açık, avuçlarınız yukarı bakacak şekilde ellerinizi ona doğru uzatıyorsunuz. O elindeki bir cetvelle iki elinize de vuruyor. Sol elinize vuruyor çok etkilenmiyorsunuz. Sağ elinize vurduğunuzda ise gerçekten canınız acıyor. 

Soru şu; sağ elinize vurulduğunda canınızın acıması karşı tarafla mı ilgili sizce? Bu olayda odaklanmanız gereken nokta, bana vurdu, canımı acıttı diye karşı taraf mı olmalı? Size vurduğu için ona öfkelenip, cezalandırma derdine mi düşmelisiniz?

Yoksa, sol elim acımadı ama sağ elim acıdı farkındalığı ile, sağ elinizde o yara olmasa aslında canınızın acımayacağını idrak etmek mi olmalı ilk adımınız? Sonrasında da  o yarayı iyileştirmeye çalışıp, benzer başka bir olayda bir daha canınızın yanmaması için yol almaya mı başlamak olmalı seçiminiz?

Ben ikincisini tercih ediyorum artık. Çünkü biliyorum ki, ben o yarayı iyileştirmediğim sürece birileri gelip mutlaka vuracak o ele. Ve ben kişilere odaklanmayı seçtikçe iyileşme gerçekleşmeyecek, canımın acıdığı döngü devam edecek. 

İşte bunun için önemli görebilmek, yorumlayabilmek ve anlayabilmek yaşadıklarımızı. 

Yaşanan her olayın yaralarımızı iyileştirmemiz için önümüze çıkmış fırsatlar olduğunu kavramak, olaylara takılıp, kişileri suçlamak yerine iyileşmeye odaklanmak asıl yapmamız gereken. 

Bakın çevrenizdeki insanlara tekrar bu gözle, tekrar düşünün ilişkilerinizi… Hayatınızın her alanına bakıp görmeyi deneyin. Yarayı bantla kapatıp, yokmuş gibi davranmak yerine iyileştirmeyi seçin. 

Eğer, “bu neden hep benim başıma geliyor”, “bu da hep beni bulur” gibi laflar çıkıyorsa ağzınızdan, öncelikle bunları fark etmekle başlayın mesela. Neler hep sizi buluyor? İşte o noktalar sizin yaralarınız ve öncelikli olarak iyileşmeye ihtiyacı olan yönleriniz.

“Öğrenci hazır olunca, öğretmen orda biter” demişler. Siz yeter ki anlayıp iyileşmeye niyet edin, evren sizi doğru yöne kaydırmak için neler yapacak şaşıracaksınız. 

Işıkla kalın…