KENDİNİ ANLAMAK…

Ağustos 22, 2019 0 Yazar: senemozkan

Çocukluktan ya da anne karnındaki dönemlerimizden başlıyoruz kaydetmeye. Hatta reenkarnasyona inanıyorsanız önceki hayatlarımızdan getirdiklerimiz de oluyor. Anne-babadan aldıklarımız da ekleniyor tabi. Ve bir de kolektif bilinç var. Bolca kayıt saklı yani her birimizde. Hafızası oldukça büyük, teknolojik bir ürün gibiyiz. 

Ve günlük hayatımızda farkında olarak veya olmayarak sıkça başvuruyoruz bu kayıtlara. Bazen otomatik pilotta, bazen de düşünüp, o anın koşullarına göre aldığımız kararlarda. 

Bu sebeple o kayıtlarda sakladıklarımız çok ama çok önemli. Bugünkü bize yön veriyorlar çünkü. 

Kayıtlarımızdaki verilerin farkında bile değiliz çoğu zaman. Bir olay karşısında hissettiklerimiz, ya da verdiğimiz tepkileri kendimize bile açıklayamıyoruz zaman zaman. Karşımızdaki “seni anlamıyorum” dediğinde, “ben de anlamıyorum kendimi” diyecek cesareti bulamasak da bazen durum gerçekten bu oluyor. 

Kendimi anlamadığım zamanlarda kullandığım ve çok işe yaradığını düşündüğüm bir çalışma var. Onu paylaşmak istiyorum bugün…

Öncelikle bir kâğıt-kalem alıyorum. Kalem sağ elimde, anlamak istediğim konuyla ilgili sorumu yazıyorum kâğıda (solaksanız soruyu sol elle yazıyorsunuz). Sonra kalemi sol elime geçirip (solaksanız sağ ele geçiriyorsunuz kalemi), sorunun cevabını yazmaya başlıyorum. Mesela, o gün canım sıkkın ama sebebini bilmiyorum. Başlıyorum kendimle sohbete..

Sağ el: Bugün nasılsın?

Sol el : Biraz huzursuz hissediyorum.

Sağ el: Seni huzursuz eden şey hakkında konuşmak ister misin?

Sol el : Evet, ama ne olduğunu bilmiyorum. 

Sağ el: Ne zaman huzursuz hissetmeye başladığını hatırlıyor musun?

Sol el : Bu sabah uyandığımda böyleydim.

Sağ el: Dün akşam yatarken böyle hissetmiyordun yani.

Sol el: Aslında hissediyordum. Galiba dün başladı….

(Solaksanız soruyu sol elle yazıp, cevabı sağ elle yazıyorsunuz. Sağ elini kullanan biriyseniz soru sağ el, cevap sol el oluyor)

Diye devam ediyor sohbetim. Bir yerden yakalayınca devamı geliyor. Önemli olan, konuşmayı devam ettirecek, sol eli cevap vermeye teşvik edecek soruları sormakta. Yani küçük bir çocuğa yaklaşır gibi yaklaşmak sol elinize, soruların yumuşak olması. Amaç ortaya bir şeyler çıkarmak çünkü. Yargılamak, suçlamak, bu yanlış demek değil. 

Ve bitirdikten sonra yazdıklarımı okuduğumda, bulmak istediğim  cevapları da alıyorum. Kendimi anlayınca, huzursuzluğumun sebebini keşfedince, çözmem gereken konu da belirginleşiyor. Problemi bilince, çözüm aşamasına geçebiliyorum. 

Kalem-kağıt çalışmalarının her zaman çok işe yaradığını düşünüyorum kendi adıma. Bugün anlattığım sadece bir tanesiydi. Denemenizi tavsiye ederim. Çoğu kişide yazmanın farklı keşifler getirdiğini, yaptığımız Heal Your Life (Hayatınızı İyileştirin) eğitimlerinden de biliyorum. Kendinizi anlamak, takıldıklarınızı keşfetmek için önce yazmak, sonra yazdıklarınızı okumak çok ama çok etkili. 

Eğer yok ben yazamıyorum, yazmak bana göre değil diyorsanız eminim size uygun farklı bir yöntem vardır. Hedefiniz bunu keşfetmek olsun o zaman öncelikle. Resim mi çiziyorsunuz, şiir mi yazıyorsunuz, şarkı mı besteliyorsunuz… Kendinizi keşfedin. Kendi kendinizle konuşma yönteminizi keşfedin. Yolu bulunca oradan ilerlemek çok kolay ve keyifli oluyor.

Işıkla kalın…