KOPYALADIKLARIMIZ

Haziran 18, 2019 1 Yazar: senemozkan

Ne ilginçtir ki görerek, izleyerek ve kopyalayarak öğreniyoruz çocukken. 

Yürümek de, konuşmak da, roller de kopyalanarak öğreniliyor. Yani siz istediğiniz kadar çocuğa dişlerini fırçala deyin, sizde görmüyorsa benimsemiyor davranışı. Ya da “yaz tatilinde her gün 1 saat kitap okuyacaksın” diyen anne/babanın elinde kitap görmüyorsa çocuk, olmuyor işte. Söyleyerek olmuyor yani, söze değil harekete bakıyoruz. Diyeceksiniz ki “ben kitap okuyorum da ne oluyor, çocuğum yine okumuyor”. Böyle örnekler de var tabi ki. Benim oğlum da pek kitap okumuyor mesela. Ama olsun, kitap okumanın daha doğrusu öğrenip, kendini geliştirmenin gerekliliğini ve önemini biliyor. Kitap okumanın altındaki asıl önemli mesaj da bu bence 🙂

Benimsediğimiz davranışlar sadece diş fırçalamak, kitap okumak kadar somut şeyler olmuyor bazen. Ebeveynlerimizin hayata karşı duruşlarını da kopyalıyoruz. Örneğin, anne babası boşanan bir kız çocuğu yıllar sonra annesinin boşanma sonrası dönemde yaşadıklarını nasıl da kalıp olarak kendi kayıtlarına aldığını fark edebiliyor.  Annenin ailesiyle ilişkisi, onlardan aldığı destek, birey olarak kendini ne kadar ortaya koyabildiği, kendine güveni hepsi kayıt olarak duruyor kızında da. Ve kız yıllar sonra güzel bir Haziran sabahı, bambaşka bir amaçla karıştırdığı kitapta karşılaştığı çalışmayı yapıp, annesinden kopyaladığı davranışını keşfedebiliyor 🙂

Keşfediyor da ne oluyor yani? Keşfet keşfet bitmiyor zaten diyebilirsiniz  🙂 Önemli olan keşif değil aslında, keşiften sonra artık konunun etkili olduğu alandan çekilmesi ve bu çekilmenin kızın hayatında yarattığı değişim asıl nokta. Çünkü artık bugüne kadar benimsediği düşünce kalıbını biliyor ve bugünden sonra bu kalıbı değiştirip/dönüştürüp yepyeni bir yol açıyor hayatında.  Bu ufacık farkındalık birçok konuyu dönüştürüyor ve çözüyor. 

Tüm ilişkilerimiz iki taraflı değil mi? Yani iki kişinin tuttuğu bir halat gibi düşünün ilişkileri. İki tarafın da bir tarzı var ve o ipi kendi aralarında dengede tutmayı öğrenmişler zaman içinde. Biri günde 2 saat daha güçlü çekiyor, diğeri izin veriyor buna. Sonra güçlü çekme sırası diğerine geçiyor. Ya da hep bir taraf çekiyor o ipi, karşı tarafın verdiği olurla. Aralarında bir uyum var. Ama bir tarafın değişmesi, kuralların değişmesi anlamına geliyor. Bir tarafın yeni hareketi, karşı tarafın da eski kurallara göre hareket etmesini imkansız kılıyor. 

Bir taraf ipi çekme şeklini değiştirince karşı taraf, 

Ya tekrar uyumu yakalamak için kural değişikliği yapana uygun çekmeye başlıyor o halatı, 

Ya o da ipi çekişinde bir değişiklik yapıyor ve iki taraf birbirine uyumlu olduğu bambaşka bir model çıkarıyor ortaya, oyunun kuralları tekrar yazılıyor yani, 

Ya karşı taraf yeni modelden hoşlanmıyor, eskiyi devam ettirmeye çalışıyor, iyiydik böyle niye değiştiriyoruz ki diye ısrar ediyor. Bu durumda kural değişikliği yapan taraf eskiye dönmeyi kabul edebiliyor bazen ve halat eskisi gibi çekilmeye devam ediliyor (en azından bir süre daha 🙂 ),

Ya da eskiye dönüş değişikliği başlatan tarafından kabul edilmiyor, karşı taraf da yeni kurallara uygun davranmayı kabul etmiyor ve halat bırakılıyor sonunda belki. 

Zaten taraflardan biri o halatı bırakırsa oyuna devam edilemiyor. 

Karşı tarafın tutmadığı bir halatı çekseniz ne olur 🙂

Dün dolunaydı. Eskimiş, işime yaramayan kalıpları bırakmaya niyet etmiştim 🙂

Ben bugün bir kalıbımı daha bıraktım 🙂 Bugüne kadar bana hizmet eden, ama artık süresi dolan bir kalıptı 🙂 Şimdiye kadar bana verdiklerine şükran, zamanı geldiğinde gidip beni zorlamadığı için sisteme minnet duygularıyla….  

Ve değişimlerimizin her zaman yumuşakça, sevgiyle  olması dileğiyle….

Işıkla kalın..