ÖĞRETMENLERİM

ÖĞRETMENLERİM

Eylül 11, 2019 0 Yazar: senemozkan

Öğrenmeyi çok seviyorum, bu sebeple öğretmenlerim de çok değerli benim için…

Bilgiye, gerçeğe, farkındalığa ulaşmamı sağlayan; gelişimime, sevgimi, bütünlüğümü arttırmama katkısı olan her kaynağı öğretenim olarak görüyorum… Böyle bakınca çevrem öğretmenlerle dolu çok şükür 🙂

Oğlum mesela, ondan çok şey öğreniyorum. Bütün çocuklar en büyük öğretmenlerimiz bence. Günlük hayatta bin bir hesapla verilmeye çalışılan kararlar sebebiyle düğüm olan büyüklere karşılık, onların sade, hesapsız, sevgi dolu bakış açılarından her şey çok daha basit ve güzel. Biriyle mi tanıştık mesela, giyimi, saçı, ayakkabısı, mesleği, arabası, evi… onun hakkındaki ilk izlenimimizde etkili olurken çocuklarda durum bambaşka. Onlar elinde uzaktan kumandalı bir arabayla yaklaşıp “al bakalım bununla oyna” diyen kişi yerine, renkli bir balonu ona fırlatıp “haydi yakala” diye oyuna başlayan büyükleri kucaklamayı tercih edebiliyorlar. Hisleri her şeyden daha önemli ve bu hislere göre alıyorlar kararlarını. Birine yaklaşmak da uzak durmak da hislerle belirleniyor. 

Ya da arkadaşlarıyla yaşadıkları bir sorun bize bitti arkadaşlıkları diye düşündürürken, iki dakikalık bir konuşmayla olayı tamamen unutmuş olarak gelebiliyorlar karşımıza. “Özür diledi barıştık” ya da “öyle demek istememiş” gibi cümlelerle konunun çözüldüğünü anlıyoruz. Onlar bir daha açılmamak üzere gerçekten kapatıyorlar konuları. Çözdük dedikleri konular gerçekten çözülmüş oluyor. Bizim bu konudaki “nasıl çözüldü?” laflarımızı veya şaşkın bakışlarımızı da anlamıyorlar genelde.

Günlük hayatta yaşadığım iyi/kötü tüm olaylar, karşıma çıkan herkes öğretmenim diye görüyorum. Bu dünyada hiçbir şeyin rastlantısal olmadığına inanıyorum artık. Benim yolum kesişiyorsa “vardır bir sebebi”, benim başıma geliyorsa “vardır bir sebebi” diyorum ve öğrenmem gerekenleri kavramaya gayret gösteriyorum. Çabam iyi bir öğrenci olmak 🙂

Ayna olmak meselesini bilirsiniz. Karşınıza çıkan herkesin sizi aynalaması, sizinle ilgili bir şeyleri size gösteriyor olması konusu. Acaba bendeki neyi aynalıyor diye bakmaya çalışıyorum artık diyalog halinde olduğum insanlara. İster anlık bir karşılaşma olsun, ister hayatımda sürekli yer alan insanlar olsun. Bana ne anlatmak için karşımdalar anlamaya çabalıyorum. 

Arkadaşlarım, dostlarım var tabi öğretmenlerim olarak bir de. Onların yaşadıkları, karşılıklı paylaştıklarımız bizi birbirimizin öğretmeni durumuna getiriyor. Bazen onlar öğretmen, ben öğrenci. Bazen tam tersi. 

Bir arkadaşımın yaşadığı tecrübe, hem ona hem bana öğretiyor mesela. Oyunda yan rolde de olsam, oyuna katılmak öğrenmemi sağlıyor. Böylece sadece başrolde olduğum oyunlardan öğrenmiyorum, bazen yardımcı oyunculuk da yetiyor öğrenmeye. 

Birine yaşadığı olayla ilgili yaptığım yorumda, kendime konuştuğumu fark ediyorum bazen. Ona değil de kendime veriyorum sanki o tavsiyeyi 🙂 Söylediğimi duyunca da farkına varıyorum kendi çıkış yolumun. Olayı yaşayan o, öğrenen ben durumunda buluyorum kendimi 🙂 Seyirci de olsam öğreniyorum yani zaman zaman. 

Bazen de öğrenmiş olduklarımın teyidi gibi geliyor önüme yaşananlar. Karşımdakinin bakış açısıyla aramdaki fark, aldığım yolu, yaşadığım değişimi seriyor sanki gözlerimin önüne.

Kitaplarım da başka öğretmenlerim 🙂 Evde kitaplığımda, masamda, yatak odamda, kitapçılarda raflarda, internette kitap satan sitelerde bir sürü öğretmenim var, öğretmeye hazır sadece seçilmeyi bekleyen 🙂 Yüzlerce, binlerce farklı konuda, farklı dillerde, değişik tarzlarda, resimli/resimsiz, ince/kalın binlerce kitap. Kitap dünyası o kadar zengin ki. İşin en güzel tarafı seçme konusunda özgürüm. İstediğim türü, istediğim zamanda okuyabiliyorum. Gece uykum kaçtı anlatmaya başlıyor öğretmenim, ya da yolculuğumda bana eşlik ediyor ve zamanımı değerlendirmemi sağlıyor. Kahvemin yanında devam ediyor sohbetimiz. Zaman ve mekan sınırı yok. 

Ve internet var tabi. İster okuyorum, ister izliyorum, ister dinliyorum. Bana kalmış. Kaynak yine sınırsız. Milyonlarca bilgi elimin altında. Yine bir program dahilinde, belli bir saatte, belli bir mekanda olma zorunluluğum yok. İstediğim an öğretmenim hazır beni bekliyor. Youtube’da takip ettiklerim, abone olduklarım, ilgilendiğim konularla ilgili öneriler, üyesi olduğum web siteleri, benzer içerikler üreten sayfalar hepsi önüme seriyor sonsuz bilgiyi. Yapmam gereken tek şey, zaman ayırıp, haydi öğrenmek istiyorum demek.  

Hatırlıyorum da, çocukluğumda bilgiye ulaşmak ne kadar zordu. Ödev için ya evdeki Meydan Larousse ansiklopedisi vardı, ya da gitmesi biraz zaman da alsa Taksim Atatürk Kütüphanesi 🙂 Bugün bilgiye bu kadar rahat ulaşabilmek çok büyük lütuf 🙂 2000’li yıllarda yaşamanın ödülü bize galiba 🙂

Sadece arkadaşlarım, internet, kitaplar değil, ben öğrenmeye niyet edince çevremdeki her şey öğretmene dönüşüyor aslında. 

Bir ağaç öğretmen oluyor bir gün. Bırakmam diye direndiğim bir konu/insan olduğunda, yapraklarını döken bir ağaca bakıyorum. Diyorum ki niye direniyorum ki, bırakmamak için. Bu koca ağaç bile zamanı geldiğinde bırakıyor. Doğanın kuralı neyse o oluyor. O ağaç sonbaharda döküyor yapraklarını ve kel kalıyor. Benim de varsa bırakmam gereken, tek yapmam gereken teslim olmak belki. Zamanı gelince gitmesine izin vermek. 

Sonra baharda tekrar yeşermesini görüyorum aynı ağacın. Bak diyorum, kel kalmıştı ama tekrar çıkıyor yaprakları. Çiçek veriyor, rengarenk oluyor dalları. O zaman anlıyorum ki, bıraktıklarımın ardından üzülmek yerine yeni geleceklere kucak açmam bu dünyayla uyumlu yaşamamın yolu. 

Harika öğretmenlerle çevrili dünyamda, herkesten, her şeyden kolaylıkla öğrenmeye niyetliyim. 

Hepimizin öğrenmeye hevesli olduğu, her isteyenin ihtiyaç duyduğu/almaya hazır olduğu bilgiye rahatlıkla ulaştığı, hem öğretmenliğimizin, hem öğrenciliğimizin farkında olduğumuz keyifli günlerimiz olsun. 

Işıkla kalın.