OTOMATİK PİLOT

Aralık 18, 2019 0 Yazar: senemozkan

“Otomatik Pilot.” Uçaklarla ilgili bir terim gibi değil mi? Belki evet, belki de hayır 🙂

Nedir diye bakarsanız, şöyle bir tanım bulacaksınız öncelikle.

“Otomatik pilot mekanik, elektrik ve hidrolik sistemleri kullanarak, herhangi bir insan komutu gerekmeden aracın kumanda edilmesini sağlayan alettir.”

Peki, sadece araçların mı otomatik pilotu olur sizce? 

Mesela bizim, yani insanların oto-pilotumuz var mıdır? 

Araba kullanmamız mesela, otomatik pilotlarımızın devrede olduğu bir durum değil mi sizce? Düşünüyor musunuz sıradaki hareketinizi, yoksa arka arkaya, pek de farkında olmadan gerekeni mi yapıyorsunuz arabanızla yol alırken? Kafanızda belki gün içinde yapacaklarınız, belki dünden kalanlar, kim bilir?

Ya da sabah kalktınız, banyoda aynanın karşısında dişlerinizi fırçalarken farkında mısınız dişlerinizi fırçaladığınızın? Diş fırçaladığınızı görüyor musunuz aynada? Diş macununun tadını alıyor musunuz? Ya da suyun sıcaklığının farkında mısınız? Yoksa evden zamanında çıkma telaşında oto-pilotunuz mu devrede, yapmanız gerekenleri yaparken?

Evet, son yıllarda artık bu fikir kabul görüyor. Biz insanların da oto-pilotu var 🙂

Otomatik pilotta olmak, üzerinde kafa yormaksızın yaptığımız eylemler sırasındaki zihinsel hâlimiz için kullanılan bir kavram insanlar yönünden konuya bakınca. 

Hayatı kolaylaştırıcı bir yönü var bence. Direksiyona her geçtiğinde ilk defa araba kullanıyor gibi olmayı kim ister ki? 🙂 Ya da ayakkabınızı bağlarken her seferinde nasıl bağlayacağınızı düşünmek pek hoş olmazdı herhalde 🙂 Bu anlamda işe yarar bir özellik oto-pilot.

Ama otomatik pilotta olmak, içinde bulunduğumuz ortamın farkında olmadan yaşamak, yani hayatı kaçırmak boyutuna gelebiliyor bazen ve  bu noktada tehlike çanları çalmaya başlıyor işte. Olay, ondan fayda sağlamaktan çıkıp, hayatımızı onun kontrolüne bırakmak  anlamına geliyorsa burada düzeltilmesi gereken bir durum oluşuyor. 

Deniz kenarında, biraz dinlenmek amacıyla içtiğim kahvede oto-pilot modum devredeyse mesela, kahveyi içtiğimi bile fark etmiyorum. Tat almıyorum. Denizi görmüyorum. Çevremde olanları görmüyorum, duymuyorum, hissetmiyorum. Yani o an’ı yaşamıyorum aslında. Fiziksel olarak orada olmamın hiç bir anlamı olmuyor bu durumda. Ya dün işyerinde yaşadığım gerginliği düşünüyorum, ya yarınki yapılacaklar listemi. Ama elimdeki tek gerçekliği, yani bugünü kaçırıyorum. 

İşte bunu yaşamamak için, o kahveyi içerken manuel moda geçebilmem gerekiyor. O kahvenin tadını almak, çevreyi seyretmek, deniz kokusunu almak için oto-pilotu devre dışı bırakmaya ihtiyacım oluyor. 

Farkında olmanın önemine geliyoruz tam da bu noktada. Yani otomatik pilotta olduğumun farkına varıp, anda kaçırdıklarımın idrakinde olunca otomatik pilotu iptal edip, manuele geçmem de mümkün oluyor.  

Onu devre dışı bırakabilme becerim her an olmalı diyorum bunun için.  O otomatik pilot kumandasının kontrolü bende olmalı yani. O beni değil de, ben onu kontrol ediyorsam ondan faydalanabiliyorum çünkü. 

Bunu biraz şuna benzetiyorum. Televizyon kumandası bende ve geçmişim TV karşısına bir program seyrediyorum. Bu benim seçimim. 1 saat sonunda program bitiyor ve kumanda elimde. TV’yi kapatabiliyorsam her şey yolunda. Ama kapatamayıp televizyonun önüme getirdiği programları izlemeye devam ediyorsam, kumandayı kullanamıyorsam TV beni kontrolü altına almış oluyor. Ben onu kumanda edeceğime o beni ediyor. Saatlerce karşısında oturmamı sağlıyor. Hareket edemiyorum. 

Oto pilot içinde aynı durum söz konusu. Ben onu kontrol edip, gerektiğinde devreye alıp, gerekli olmadığı durumlarda devre dışı yapabiliyorsam harika. 

Bu sebeple oto-pilotu devre dışı bırakma kabiliyetimi korumam çok önemli diye düşünüyorum. Kumandama sahip çıkmam, gerektiğinde kullanmam hayatımda belki zannettiğimden de önemli 🙂

Okuduğum bir kitapta, “eğer bir şey yapıyorsan sadece onu yap” diyordu. Yani yürüyorsan, sadece yürü; yemek yiyorsan sadece yemek ye, arkadaşınla sohbet ediyorsan sadece onunla sohbet et… 

Çok güzel bir tavsiye bence. Oto-pilotu devre dışı bırakıp yaşadığım anda olmak da bunu sağlıyor galiba. 

Anda olmak için ne yapılabilir derseniz, “Mindfulness”ı incelemenizi tavsiye ederim.  Bu konuda güzel uygulamaları olan bir teknik. Yaşadığımız anı fark etmek ve oto-pilotlarımızı devre dışı bırakabilme becerilerimizi kazanmakla ilgili güzel yöntemler içeriyor.

Farkındalığımızın her geçen gün daha da arttığı, kumandalarımızı kullanabildiğimiz günlerimiz olsun 🙂

Işıkla kalın…