SOLOMON ADALARI…

SOLOMON ADALARI…

Ağustos 10, 2019 0 Yazar: senemozkan

Yıllar önce okuduğum bir hikâye vardı. Bugün onu paylaşmak istiyorum sizinle. 

Büyük Okyanus’un güneyinde, Papua Yeni Gine’nin doğusunda yer alan Solomon Adaları adlı bir ülkeyle ilgili hikâye. 990’dan fazla adadan oluşan bir takımada ülkesi burası. Halkının 2000’li yıllara kadar başlıca geçim kaynağı kereste ihracatı imiş adanın. Burası teknolojiden uzak bir ülke olduğundan, ağaçları kesmek için modern yöntemler yerine balta kullanıyormuş halk. Fakat bazen o baltalar koca koca ağaçları devirmeye yetmediğinden farklı bir yöntemleri daha varmış Solomonluların. Olayın ilginçliği de tam bu noktada işte… Baltayla kesmeyi başaramadıkları ağaçların etrafında bir halka oluşturup, başlıyorlarmış ağaca kötü sözler söylemeye ve ona bağırmaya. Yöntem birkaç gün uygulanınca bilin bakalım ne oluyormuş? O koca koca ağaçlar kuruyup, devriliyormuş bir süre sonra…

İlk okuduğumda beni çok etkilemişti bu hikaye. Kötü sözün, kötü enerjinin gücünü anlatmak için çok güzel bir hikaye değil mi sizce de? 

Solomonlular ağaçların ruhu olduğuna inandıklarından, kötü söz sebebiyle ruhun ağacı terk ettiğini ve dolayısıyla ağacın kuruyup devrildiğini yani öldüğünü düşünüyorlarmış.

Bu yöntemi nasıl bulmuşlar, kimden öğrenmişler bilmiyorum. Ama iyi ki bulmuşlar, fiziksel güçlerinin yetmediği ağaçlarda kullanıp hayatlarını sürdürmüşler.  Olaya Solomonlular yönünden bakarsak masum bir yöntem diyebiliriz belki (Ağaçlar için aynı masumlukta diyemeyeceğim..). 

Bu sadece Solomonlulara özgü bir yöntem mi peki? Okuyunca ilginç geliyor ama, biz kullanmıyor muyuz günlük hayatımızda bu yöntemi? 

Genelde farkında olmuyoruz ama, bir çocuğa öğretmenin söylediği “senden adam olmaz” sözü, ailenin “sen beceremezsin, bırak ben yapayım” lafı,  arkadaşının “aptalsın sen” lafı çocuğu halkanın içindeki ağaç durumuna düşürmüyor mu? Bazen ağaç oluyoruz, bazen ağacın etrafındaki insanlardan biri. Söylediklerimizin nereye gideceğinin, karşımızdakinin ruhuna neler yaptığımızın farkında olmadan konuşuyoruz, bağırıyoruz ya da bakışlar atıyoruz. 

Evet farkında olmadan yapıyoruz bunların hepsini. Karşımızdakine neler yaptığımızın da farkında değiliz, bize neler yapıldığının da.. 

Bugün kişisel gelişim alanında yapılan çeşitli çalışmalarda kişinin hayatındaki sorun/tıkanmışlıklarının bir kısmında olayın kökeninden, bu tarz sözler çıkıyor.  Kaydediyoruz çünkü. Bize söylenen her sözü, her bakışı, her tavrı kaydediyoruz. Kendimize biçtiğimiz değer, kendimize inancımız, sevgimiz de başkalarının tavırlarına göre şekilleniyor. Hayatımızı buna göre kurguluyoruz. Yeni bir işe kalkışırken, kulağımızda çınlıyor o yıllar önce söylenen “sen beceremezsin” lafı ve duruyoruz belki. O çok istediğimiz adımı atamıyoruz, ya başarısız olursam korkusuyla. Yapabileceğimizi duymaya o kadar çok ihtiyacımız var ki, bunu söyleyen/ hissettiren insanlara bağımlı duruma geliyoruz hayatımızda. O yıllar önce söylenen ve söyleyen için çoktan silinen söz, bizim kayıtlarımızda ilk günkü tazeliğinde bekliyor.  

Sözün gücü diyoruz her zaman. Sözler kesinlikle çok güçlü, düşündüğümüzden binlerce, milyonlarca kat güçlüler hatta.. 

Sadece kötü söz yok ama, iyi söz seçeneğimiz de var 🙂 Solomonlu olmadığımıza ve sözlerle ağaç devirmeye ihtiyacımız olmadığına göre, sözün gücünü iyi yönde de kullanabiliriz o zaman 🙂 Yani kötü sözle ruhları öldürmek yerine, iyi sözle harika ruhlarımızı koruyabiliriz. 

İyi sözün gücünü her gün tecrübe ediyoruz aslında. Sabah işe gittiniz ve arkadaşınız dedi ki “bugün ne kadar güzelsin.” O andan itibaren güzelsiniz artık değil mi 🙂 Evde hazırlandınız, o kıyafeti evde giydiniz ama güzelliğiniz bunu duyduğunuzda başladı sanki 🙂

Ya da 5 yaşındaki çocuğunuz 1 bardak suyu mutfaktan salona kadar dökmeden taşımayı başardı. “Aferin sana, harikasın” sözünün ona verdiği özgüveni, mutluluğu düşünün. O bardak elinde, dünyanın etrafında bir tur atabilir tavrını görürsünüz yüzünde 🙂

O zaman devirmek yerine, yaşatmaya çalışalım ruhlarımızı. Kötü söz kadar etkili olan, iyi sözün gücünü kullanalım hayatlarımızda. Hem biz iyi olalım, hem çevremizdeki herkes. Güven, sevgi, hoşgörü sarsın dünyayı 🙂

İyi sözün gücüyle yaratacağımız dünya için bir adım atalım bugün. 

Olmazsa olmazımız olsun, her gün 3 güzel/motive edici söz söyleyelim çevremizdeki insanlara. Tanıdığımız olması şart değil, tanımadığımız kişiler de olabilir. İş arkadaşınız, eşiniz, çocuğunuz, alışveriş yaptığınız marketteki kasiyer, parktaki bankta yanınıza oturan kişi… 3 güzel söz…   

3 tane de kendimize gelsin her gün… Akşam yatmadan önce geçin aynanın karşısına. O gün yaşadıklarınızı düşünüp, 3 güzel cümle hediye edin kendinize. Çünkü siz çok değerlisiniz ve güzel şeyler duymayı hak ediyorsunuz…

Işıkla kalın…