YÜREĞİNDEKİ İŞİ YAP

Eylül 24, 2019 0 Yazar: senemozkan

Çoğumuzun günlük hayatımızı sürdürebilmek amacıyla seçtiğimiz bir mesleğimiz, işimiz var. 

İlkokul yıllarında “şu işi yapmak istiyorum”, “büyüyünce bu olacağım” gibi hayallerle başlanan, bazen hayallerin gerçekleştiği, bazense kendimizi bambaşka bir noktada bulduğumuz mesleklerimiz. 

Küçükken çok gezeceğim bir mesleğim olsun isterdim. Hosteslik gibi mesela. Hosteslik iş gibi gelmezdi, sanki sadece dünyayı gezerdi hostesler 🙂

Üniversite sınavına girdiğimdeyse bu hayalden eser kalmamıştı. Alacağım puana göre seçebileceğim en iyi bölümü seçmeye çalıştım ve bankacılık bölümünde buldum kendimi 🙂 Güya bir sınav tercihi yapmıştım ama aslında hayati bir karardı bu. 

23 sene yaptım bu mesleği. Çok da sevdim bu arada 🙂 Pek farkında olmadan yaptığım bir tercih, çok şükür beni mutlu eden bir tercih olmuştu. 

Meslek hayatımın büyük bir bölümünde, hayatımın çoğunu kapladı işim. Gün içinde yoğun, bu da yetmezmiş gibi bol mesaili günlerim çok oldu. Neyse ki severek yaptım işimi 🙂

Banka genel müdürlüklerinde, genelde pek de sıcak ilişkilerin yaşanmadığı, herkesin işini yapma ve kariyer hedefleri peşinde koştuğu ortamlarda harika dostluklar kurdum. Belki bu kadar uzun süre mesleğimi yapmamda bu dostlukların etkisi o günlerde düşündüğümden çok daha fazlaydı. 

Sonra bir şeyler değişmeye başladı hayatımda. İşimi yine severek yapıyordum ama bir eksiklik vardı. Beni doyurmadığını fark ettim iş hayatımın. Maddi yönünden bahsetmiyorum 🙂 Ruhsal olarak çok büyük bir eksik vardı mesleğimle ilgili. Para, kariyer, hanımlı/beyli konuşulan ortamlar, toplantılar hepsi çok güzeldi. Ama eksik kalan bir yönüm vardı. Ve bunu fark etmeye başladıktan sonra artık eskisi gibi devam etmek mümkün değildi benim için.   

İkiye bölünmeye başladım adeta bu farkındalıkla. Bir yandan bankacılığa devam edip para kazanıyordum, ama bir yandan da kendim için bir şeyler yapma isteğim, işim için harcadığım fazla mesai saatlerini kendime yatırım için kullanma arzum, içime dönme hevesim gün geçtikçe artıyordu. Ve neyse ki eksik kalan bu yönümü duymaya, ne istediğimi anlamaya çalışıp bu yönde adımlar atmaya başladım. 

Okuduğum çeşitli kitaplar ve seyrettiklerimle başlayan yolculuğumda, eksiklik duygumun azaldığını görmek, kendimi daha tam hissetmek bana iyi geldikçe cesaretim de arttı. Artık iş saatlerim sadece mesai saatleriyle sınırlıydı. Onun dışındaki zamanım tamamen bana aitti ve kendimi bulduğum konularla ilgilendiğim için çok mutlu hissediyordum. Elimdeki gerçek verilerle ilerleme isteğim ya da risk almak istememem sebebiyle adım adım yol aldım. Kendimle ilgilenmenin bana iyi geldiğini, hayatımın farklı alanlarını iyileştirdiğini gördükçe konuya ilgim daha arttı. Kitaplar, videolar yetmemeye başladı, daha farklı neler yapabilirim, nasıl eğitimler alabilirim noktasına geldim. Öğrendiğim her yeni şeyle büyüdüm, öğrendiklerimi uyguladıkça anlam kazanmaya başladı hayatımdaki her öğe, çevremde aynı konularla ilgilenen arkadaşlarım artmaya başladı, onlarla paylaştıkça bildiklerim daha da anlam kazandı, daha da tamamlandım.  

Ve bu yolculuğun bir noktasında bankacılık hayatıma veda etme  durağına geldiğimi fark ettim ve indim o istasyonda. Mesai saatleri dışında ilgilendiklerim, işten kalan zamana sığdırmaya çalıştıklarım tam zamanlı hale geldi böylece 🙂

Her şey ufak bir arayışla, önüme çıkan konulara duyulan küçük bir merakla başlamıştı. Nasılsa olmaz demiştim en başta. Ama içimdeki “dene” sesini dinledim. 

Artık içimdeki o seslerin doğru söylediğini, onları dinlemenin beni güzel noktalara götürdüğünü çok net biliyorum. Biraz cesaret sadece ihtiyacım olan. 

Bankacılığı bırakmaya karar aşamasında sürekli çektiğim bir kart vardı. “Yüreğindeki İşi Yap”. Bazen öyle olur, kartlar takılır resmen. Çekersiniz çekersiniz aynı kart gelir. Artık gözünüze sokulma aşamasındadır durum 🙂 İşte bu yazının başında gördüğünüz kartın da anlamı bu benim için. “Yüreğindeki işi yap, bereketi gelecek”. Bu sabah içimden bir kart çekmek gelip, bu kartı çekince bana hatırlattıklarını paylaşmak istedim sizinle. 

Ben bugün yüreğimdeki işi yapıyorum çok şükür. Beni bugüne getiren eski mesleğime minnet hissiyle dolu, o günlerin bana kattıklarının farkında olarak önüme bakıyorum. 

Yaptığı işten memnun olmayan, sadece para kazanmak için işine devam eden, farklı bir adım atma şansı olmadığını düşünen birçok kişi var çevremde. Eminim sizin de vardır, ya da siz bu durumdasınızdır. Bu kart başka şansı olmadığını düşünen herkese gelsin o zaman 🙂 “Yüreğindeki işi yap, bereketi gelecek”.

Hepimizin pek çok farklı seçeneği, farklı yolları olduğunu düşünenlerdenim artık. Bazen göremiyoruz alternatifleri ya da mevcutta kalmak daha güvenli geliyor. Dışına çıkarsak konfor alanımızın kötü şeyler başımıza gelecek gibi hissediyoruz.  Öğrendiklerimiz, küçükken kulağımıza fısıldananlar, kötü örneklerin fazlaca konuşulması, korkunun dünyadaki hakimiyeti gibi sebeplerle pek de haksız değiliz belki endişelenmekte. 

Ama lütfen şunu hatırlayalım, dünyada kötüler kadar iyi örnekler de var. Biz hangisini görmek istiyorsak, kendimizi hangi yöne ikna etme çabamız varsa çevremiz o örneklerle doluyor. Demiyorum ki, bir anda radikal adımlar atalım, hepimiz bırakalım işlerimizi. Bunu yapacaklar da vardır belki. Ama siyah ya da beyaz olmak zorunda değil hiçbir şey.

Öncelikle yapmaktan hoşlanacağınız bir alan bulup, yumuşak geçişler de yapabilirsiniz. Ufak adımlar size kendinizi daha güvende hissettiriyorsa, küçük adımlar atın. Hobi olarak başlayın kendinizi bulmanızı sağlayacak yeni işinize, stajyer olarak görün kendinizi. Tam zamanlı bir iş yerine yarı zamanlı bir iş olarak alın hayatınıza önce. 

Uzun vadeli planı en başta oluşturmak yerine kısa planlarla ilerleyin, yolda öğrendiklerinizi de katkısıyla yolculuk sırasında plan yapmaya devam edebileceğinizi ve bunun çok daha stressiz olacağını hatırlayın.  

Benzer başarı örneklerine bakın. Plan yapmaya çalışırken, sizi cesaretlendirecek örnekler bulun. 

Yolculuk sırasındaki tecrübelerinize değer verin. Onların size bir şeyler öğretmeye çalışan öğretmenleriniz olduğunu fark edip, mümkün olduğunca faydalanmaya çalışın. 

Ve belki de en önemlisi, vereceğiniz hiçbir kararın dönülmez olmadığını bilin lütfen. Yanlış yolda ilerlediğinizi fark ettiğiniz her an, yönünüzü değiştirmek, doğru yola dönmek için alternatif bir yol mutlaka vardır, hatırlayın.

Haydi hemen sorun kalbinize, ne istiyorsun diye. Kendinize sorun önce, sonra cevabınızı duyun. Başlayın kendi kendinizle sohbete artık 🙂 Sorularınız gibi, tüm cevaplarınızın da kendinizde olduğunu fark edin 🙂

Son söz “Yüreğindeki işi yap, bereketi gelecek”🙂

Işıkla kalın…